30 Eylül 2007 Pazar

ANTONİ GAUDİ


En sevdiğim mimarlardan biri, binalarıyla diğer meslektaşlarından ayrılan Antoni Gaudi i Cornet (1852, İspanya - 1926, İspanya), İspanya’da Art Nouveau (Yeni Sanat) akımının öncüsü olan ünlü İspanyol mimardır. Barselona’nın en ünlü mimari eserlerinin yaratıcısıdır.

25 Haziran 1852’de Katalonya’nın Reus kentinde doğmuştur. Bir bakır ustasının oğludur. 1869’da başladığı mimari eğitimi, askerlik hizmeti ve çeşitli nedenlerle sekiz yıl sürmüştür. 1878’de eğitimini tamamladığı Barselona kenti, tüm sanatsal etkinliklerinin merkezi olmuş ve kişiliğinin gelişiminde büyük yer tutmuştur. O dönem, Barselona’da özellikle tekstil endüstrisinin gelişmesiyle orta sınıfın güçlendiği, zenginliğin ve şehirsel gelişimin arttığı bir dönemdi. Gaudi, Fransız mimar Eugene Viollet-le-Duc ve “süsleme, mimarinin kaynağıdır” diyen İngiliz düşünür John Ruskin’in teorilerinden etkilenmiştir. Zamanla 19.yy.ın baskın tarihî stillerinin ötesine geçerek, kendi sınıflandırılması güç estetiğini yaratmıştır.





la pedrera evi (1904- 1906)


İlk önemli eseri, Vicens ailesi için 1883-1888 tarihlerinde yaptığı Barselona’daki Casa Vicens adlı yazlık ev idi. Daha sonra Eusebi Güell adlı sanayici ile güçlü bir ilişki kurarak bu aile için yaptığı eserlerle Barselona’da prestij edinmiştir. Bu eserler, Güell Pavilyonu (1884-1887), Güell Sarayı(1886-1888), Güell Mahzeni (1895-1898), Colonia Güell Türbesi (1898-1908), fantastik Güell Parkı( 1901-1914)’dır. Diğer önemli eserleri arasında Teresano Koleji (1888-1889), yılın binası ödülünü kazandıran Celvet Evi (1898-1900), Bellesgurad Villası (1900-1905), Battlo Evi (1904-1906), La Pedrera adıyla bilinen Mila Evi (1904-1906) bulunur



casa vicens (1883-1888)


Gaudi, koyu bir Katolik ve ateşli bir Katalan milliyetçisiydi. Katalanca konuşmanın yasalara aykırı olduğu bir dönemde, Katalanca konuştuğu için tutuklandığı bilinir. İlerleyen yaşında kendini tamamen dini bir yapıya adaması da dindarlığından kaynaklanır.

Gaudi, bir dahi olarak kabul edilmekle birlikte renk-körü olduğuna dair bir iddia vardır. Bu iddiaya göre, eserlerini yardımcısı Joseph Maria Jujol olmadan yaratması mümkün değildi.

Gaudi’nin eserlerinin sekiz tanesi UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alır. Park Güell, Palau Güell ve Casa Milà 1984’te, Sagrada Familia’nın “İsa’nın Doğuşu” cephesi ile yeraltı türbesi, Casa Vicesn, Casa Battlo ve Colonia Güell türbesi 2005’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiştir.

Gaudi, 1908’de iki Amerikalı girişimciden New York’ta bir otel yapma önerisi almış ve 300 m. yüksekliğinde bir bina tasarlamıştı. Ancak bu proje Gaudi’nin 1901-1910 arasında sanatçıyı halsiz düşüren uzun süreli hastalığı nedeniyle gerçekleşmemişti. Gaudi'nin projesinin, 11 Eylül 2001’de yıkılan Dünya Ticaret Merkezi yerine yapılacak bina için uygulanması önerilmiştir.

Park Güell ( unesco ödülü almıştır )



En ünlü eseri ise hayatını adadığı, yapımı halen süren Sagrada Familia kilisesidir. Gaudi, 1882’de F. del Villar tarafından yapımına başlanan bu kiliseyi tamamlama işini 1883’de üzerine aldı. Gittikçe daha fazla zamanını bu esere ayıran Gaudi, 1908’de başka proje almayı bıraktı ve 1926’da ölümüne kadar sadece Sagrada Familia ile uğraştı. Gaudi, tüm mimari bilgisini karmaşık semboller sistemi ve inancın gizemlerine ilişkin görsel açıklamalarla birleştirerek bir 20. yy. katedrali yaratmayı arzuluyordu. Sadece tüm enerjisini esere ayırmakla kalmadı, stüdyosunu da inşaata taşıdı. 7 Temmuz 1926’da, 74 yaşında bir trafik kazası sonucu öldü ve Sagrada Familia'ya gömüldü.

Sagrada Familia

Dünyanın en yüksek binası TAİPEİ

Tayvan başkenti Taipei şehri Xinyi [Hsinyi] semtinde bulunan dünyanın en yüksek gökdelenidir.Gerçek adı Taipei Finans Merkezi dir. Ve bu bina dünyanın en yüksek binasıdır. Toplam 101 katı bulunmaktadır. 1999 yılında başlanan inşaatı 2004 yılına bitirilmiş olup inşaat tam 5 yıl sürmüştür. Yapının son kata kadar yani çatıya kadar yüksekliği 460 metredir. En uçta bulunan kulesiyle birlikte yüksekliği 509 metreye ulaşmaktaır. En üst katından Tüm Taipei gözükmektedir.

Bina, tamamıyla akıllı bina özellikli sistemlerle donatılmış olup, şiddetli depremlere ve 100 yılda bir dayanıklı olan ço güçlü fırtınalara dayanıklı olarak inşâ edildi.Taipei 101 binasının diğer bir özelliği ise bu biada bulunan asasnsörler dünyanın en hızlı asansörüdür. Asansör çıkarken 16,8 metre/saniye yol almaktadır. İnerken ise 10 m/s yol almaktadır. Yapı içerisindeki tek asansörün maliyeti 2 milyon USD bulmuştur.101 katlı gökdelende, bir alışveriş merkezi ve 12 bin kişilik kapasiteye sahip bürolar bulunuyor. Gökdelenin 89′uncu katında da ‘gözlem yeri’ bulunuyor.Taipei 101 binası yada gökdeleni Chang Yong Lee & Partners tarafından Çin geleneklerine göre Asya tarzı bir yapı olarak tasarlanmış olup toplam inşaat maliyeti 1,5 milyar doları bulmuştur.
KAYNAK : www.binaisletimi.com

14 Eylül 2007 Cuma

JEAN NOUVEL


2006 Uluslararası 'Yüksek Yapılar Büyük Ödülü' Jean Nouvel’in Barselona’daki yapısı ‘Torre Agbar’a verildi.
Jean Nouvel’in 142 metre yükseklikteki yapısı Torre Agbar, kısa adı ‘Agbar’ olarak bilinen Katalan belediyesinin altyapı işlerinin yönetim binası olarak hizmet veriyor. Yapının dikkat çekici özelliklerinden biri cephesi. 35 katlı bu kulenin cephesinde beton yüzeye monte edilmiş 25 farklı renkte ve değişik konfigürasyonlarda alüminyum panel bulunuyor. Gün içinde bu paneller krımızıdan maviye kadar değişen bir skalada renk değiştiriyor. Yapının üst bitimi ise beyaz çelik ve camdan inşa edilmiş bir kubbe şeklinde. Beton kabukta yer alan 4400 kare pencerenin önünde konumlandırılmış cam kabuk, aynı zamanda ısısal konfor sağlarken yapının içinden de dışarısının şeffaf olarak algılanmasını sağlıyor.
Jürinin ödül alan projelerle ilgili görüşleri: Agbar Kulesi'nin çelik ve camdankubbesinin içten görünüşüProje: Torre Agbar, BarcelonaMimar: Ateliers Jean Nouvel, Parisİşveren: Aigües de Barcelona / Sociedad General de Aguas de Barcelona SAYapının büyük ödüle layık görülmesinin nedeni, yüksek yapılarla ilgili tartışmaya farklı düzeylerde getirdiği seçkin katkıdır. Yapı Barselona’nın gelişmekte olan bir bölgesinin sembolü olmuştur. Yapının formu, gelişmekte olan bu bölgenin dinamizmini dışa vuruyor. Yapının mimari formu, geometrik olarak karmaşık olsa da temel bir dikkat çekiciliğe sahip. Çok cidarlı cephe sistemi, heyecanlı ve çeşitli bir deneyim üretiyor. Alışılagelmiş cam giydirme cepheli yüksek yapıların aksine Torre Agbar, sıcak İspanyol iklimine karşılık veren nitelikte. Bina boşluğu, üzerinde birbirinden farklı düzenlemelerde pencere boşluklarının yer aldığı beton bir dış kabuğa sahip. Bu kabuk binanın stabilitesini sağlamanın yanı sıra ısıya karşı da bir kalkan oluşturuyor. Hereket edebilen camlardan oluşan ikinci cidar, arkasındaki masif beton duvar için termal bir ara bölge oluşturuyor. Bu şekilde basit ve akıllıca bir yaklaşımla, ileri teknoloji maliyeti gerektirmeyen enerji-etkin bir strüktür gerçekleştirilmiş. Çekirdekteki gelişigüzel düzenleme, yapının içinde ferahlık ve birliktelik hissi yaratan, birbiriyle bağlantılı büyük odalara olanak tanıyor. Geceleri bina kabuğu ışıklarla renkleniyor. Bu ışık buğusu, bu sihirli yapıya heyecan verici olduğu kadar gizemli bir yön katıyor.
Jean Nouvel’in 142 metre yükseklikteki yapısı Torre Agbar



Jean Nouvel’in Paris’teki Son Eseri “İlksel Sanatlar Müzesi” Hizmete Açıldı.
Jean Nouvel tarafından tasarlanan ve Chirac projelerinden en önemlisi olan Paris’teki “İlksel Sanatlar Müzesi” (Musée d’Arts Premiers) tartışma yarattı. The Guardian Gazetesi mimari eleştirmeni Jonathan Glancey yapının kendisini etkilediğini belirtiyor...1989 yılında Paris’in La Défense bölgesi için tasarladığı 'Sonu Olmayan Kule' (Tour Sans Fin) projesi hayata geçirilemeyen Jean Nouvel, bu yeni müzeyle Paris’e yeniden damgasını vuruyor. Olduğundan daha narin ve küçük görünen binalar tasarlamakla ünlenen Jean Nouvel, Paris’te daha önce de şeffaf ve opak cephe modüllerinden meydana gelen Arap Dünyası Enstitüsü'nü (Institut du Monde Arab) ve Cartier Vakfı’nı (The Foundation Cartier) hayata geçirmişti. Bu yapılarda bir galerinin nerede başlayıp nerede bittiğini kestirebilmek güçtü. Nouvel, yapılarının çoğunda doğal olanla insan yapısı olanı birbiriyle bağdaştırabiliyor. Pekçok mimarın ofis yapılarında metal güneş kontrol elemanları kullanarak çözmeye çalıştığı sorunu Nouvel bambuyla çözüyor. Nouvel, kamusal ve ticari binaların ağırlığını yumuşatma becerisini, Seine Nehri kıyısında yer alan, diğer ismiyle 'Musée du Quai Branly'de de gösteriyor. Müzede Asya, Afrika, Okyanusya ve Amerika’dan yerel sanat eserleri sergileniyor. Yapı, nehir kenarında Hausman döneminden kalma büyük apartman bloklarıyla yanyana ve Eyfel Kulesi’nin gölgesinin düştüğü bir yerde bulunuyor.


Jean Nouvel tarafından tasarlanan ve Chirac projelerinden en önemlisi olan Paris’teki “İlksel Sanatlar Müzesi” (Musée d’Arts Premiers)


KAYNAK : http://www.insaatforumu.com/

12 Eylül 2007 Çarşamba

Frank Gehry


Frank Owen Gehry (gerçek adı Ephraim Goldberg), 28 Şubat 1929 Toronto doğumlu mimar ve tasarımcı. Ünlü mimar,1947'den itibaren Los Angeles,Kaliforniya'da yaşıyor. Mimaride yapısökümcülüğün (Yapısöküm) öncü uygulayıcılarından biridir ve yaşayan en önemli mimarlardan sayılmaktadır. Çalışmaları, mimarı ile tasarımı ya da sanatı birleştiren çarpıcı bir örnek olarak değerlendirilmektedir.


Gehry'nin mimari tasarımlarından biri olan İspanyadaki Titanyum kaplı Guggenheim Müzesi-Bilbao benim çok etkilendiğim tasarımlarından. Şehre o kadar aykırı olmasına rağmen tanımlı ve ruhu okşayan bir mimariye sahip ve şehir onu sahiplenmiş adeta ...

Dancing House, PRAG
Walt Disney Konser Salonu



İşte harika Guggenheim Müzesi'nin videosu...




KAYNAK : tr.wikipedia.org/wiki/Frank_Gehry
www.youtube.com/watch